15 Mayıs 2017 Pazartesi

Rönesans Olmak

  Artık bir çağımın sonunda tıkanıp kalmıştım, zaman akmıyordu, üstümden atlıyordu. Biraz kımıldarsam çokça donuyordum, donuk bakıyordum önüme, hareket gerektiren fiziksel ve ruhsal hiçbir şey bana göre değildi.
 

  Bana Rönesans'ın gerektiğini, çok sevdiğim o güzel aydınlık dönemi kendim için de yaşamam gerektiğini (hem de çok uzun zamandır) yeni anladım, bugün, demin. Bir Rönesans yaşamakta olduğumu, bu yüzden figürlerin giderek hareket ve akışkanlık kazanırken, anlatımın güçlendiğini ve ışığın gözle görülür biçimde artarak yayıldığını, evet yaşadığım tam olarak da bu.

  Ocak ayında çok umutsuz günlerim, bunaltılarım, çıkmazlarım oldu. Şubat ayında daha kötüleri de oldu. Yıllardır sığındığım hiçbir yere, hiçbir yatağa ve hiçbir hapa sığamaz oldum sonunda. Hep sakinlik veren hap artık sadece bunaltılı ve kabuslu uykular verir oldu. Ben bir tıkanıklığın sonunda, en yakınlarıma ve iyileştirmeyi de bilen birine gittim. Sonra kendi elimden geçtim. Aylar boyunca, daha önce hiç olmadığı şekilde, tüm yaşamım, alışkanlıklarım, tekrarlarım ve imkansızlarım ellerimden geçti, birçoğu büyük boy çöp torbalarında atılıp gitti. Işığın içeri girmesi gerek.
 

  Artık ilerlemeyen bir resmi kapatmak bazen çok iyi bir çözümdür. Kalın boya katmanları o birbirine girmiş, ilerlemeyen resmi güzelce kapar, üzerinde sıfırdan çalışılacak bir parlak, kaygan yüzey hazırlar, kurumaya bırakılır. Kendimi o mantıkla elden geçirdim işte, artık hayır gelmeyen, bitemememiş bir resmi elden geçirir gibi kapadım, kurumaya bıraktım.

  Kurudum, hazırlandım. 45. günüm bugün temiz bir zihinle ve ertelediğim şeylere kalkışıyor olmanın verdiği heyecanla. Birkaç ay önce ne kadar imkansız görünüyorsa, aydınlandıkça o kadar makul görünüyor değişmek. Evet, ben yaşamış olarak söylüyorum, insanlar değişebilir. Kim isterse değişebilir ve değişim ancak benliğinde başka yol bulamayıp içinden geçerek mümkün olan bir süreç, böyle bir şeymiş yani.

  Ertelediklerim içinde bana en çok heyecan veren için bir aydan az kaldı, o çok istediğim yolculuğa, Rönesans'ın ve Barok'un topraklarına gitmeye. İnanamıyorum buna kalkışacak halim olmasına, cesaretten çok halimin olmasına inanamıyorum, zihnimin açık, gücümün yerinde olmasına. Ben nasıl şükredeyim, ben nasıl sevincimden yerimde durayım, günleri kaçar kaçar sayayım Roma'ya? Ben Rönesans oldum, şimdi bana Leonardo'nun, Bernini'nin, Boticelli'nin, Rafaello'nun, Caravaggio'nun vaftizi gerek. Bir sanat eseri bir insanı vaftiz edebilir mi? Bence edebilir, bir papaz efendiden çok daha iyi yapar hatta bunu. Ben yeni yaşamıma doğmaya çok hazırım, ben aylardır arkası dönük kurumaya bırakılmış bir tuvalim.

  Ben, belli oluyordur belki ama, biraz heyecanlıyım.

1 yorum:

  1. Merhaba! Blogunuzu yeni kesfettim :) Bende bekliyorum muhakkak:)https://lavvienrose.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil