14 Ekim 2017 Cumartesi

Mevsim Normali

  Geçirdiğim 31 tane yaz mevsimi içinde, en sancılı ve tuhaf olanı geçip bitti. Çok daraldım, çok ağladım, hasret ve keder ne demekmiş öğrendim, ''kaybetme korkusu'' denen şeyin ancak çok yakınını kaybeden birinde gerçek bir korku olmasını yaşadım. Hala da yaşıyorum bunları. Atlatamadım. Atlatmam için daha çok mevsim gerek, daha çok iyi anı, sarılma, parlak renk, fincanlarca çay, Şeker'li uyku. Atlatılmamış bir derin sızı ise hep orada kalacak, kalsın.

  Sonbaharı çok sevdiğim uzun yıllar vardı, ilkbaharla yer değişmelerinden önce hep favorim oldu. Her sene, senenin asıl başlangıcı sonbahar oldu benim için, sanırım hala da öyle. Sonbaharda yeni sene başlıyor, olasılıklar ve yapılacak işler bir dolu, umutlar ve heyecanlar var, bir sürü plan ve proje var. Kışın ortaları büyük bir sancı ve zor bir dönemeç gelip yerleşiyor. Şubat'ı döndükten sonra hava ve içim düzelmeye başlıyor, ara verdiğim planlara ve umutlara devam edecek gücü topluyorum. Yaza kadar güzel dönemler, güneşli günlerin kıymeti, tişörtle dışarda oturabilmek. Yazın yine bir duraklama, yine ufak bir kaybolma ve saklanma hali. Böyle bakınca tüm mevsimler ne kadar da ezberlenmiş geldi gözüme. Bir yandan da bunların üzerimdeki etkilerini bilirsem, belki daha kolay baş ederim gibi geldi.
 

  Soğuk ve karanlık kış günlerinden korkuyorum, çok sağlam sebeplerle ve tecrübelerle korkuyorum artık. Geçen kışın travmalarını, yalnızlığını, ümitsizliğini atlattım (Ama nasıl atlattım, gün gün ve dakika dakika yaşayarak, çekerek) şimdi artık bir düzlüğe şöyle böyle çıkmışken, bir adım aşağıya inmeye cesaretim yok. Umarım en azından aydınlık geçersin kış. İyi geçsin diye hayatımı pastel renklerle, huzurlu ışık kaynaklarıyla, özenle vakit ayırılmış keyiflerle dolduruyorum. Kendime iyilikler. Kışa hazırlıklar. 
 

Klasik bir Ekim ortası, önümüzde planlı sergiler, yetişecek resimler, kocaman bir Tüyap haftası, bir de kurulmakta olan yeni bir kırtasiye dükkanının koşturması. O kırtasiye dükkanını en baştan yerleştirmek, tek tek düzenlemek, yorgun gün sonları ve aralardaki kahve molaları da bu mevsimin sürpriz güzellikleri oldu, oluyor. Annemin hediye ettiği ve bu evde neredeyse en sevdiğim şey olan hardal sarısı yün battaniyem üstümde, melisa çayım yanımda, havalar ve mevsimler hakkında düşünüyorum bugün. Daha güzel olanı ise, uzun zaman sonra düşündüklerimi yazıyorum.